DİJİTAL KENTLERE BİR DE SOSYOLOJİK AÇIDAN BAKALIM

Dijitalleşme her alanda olduğu gibi kent ve şehir yapısında da vazgeçilmez hale geliyor. Günümüzde çok sık rastladığımız “akıllı kent” ya da bir diğer adıyla “dijital kent” yapıları artık tamamıyla hayatımızın bir parçası olmuş vaziyettedir.

Dijital kentleri, hayatımızı kolaylaştırdığı için çok seviyor ve benimsiyoruz fakat bu sistemin bize kattıklarından ziyade toplum ve benlik açısından ne gibi bir etkisi olduğunu ve bizden neler götürdüğünü ne yazık ki fark etmiyoruz.

Dijital kentlerin insan benliğine ve topluma etkisini, Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Dr. Öğr. Üyesi Cem Tutar ile konuştuk. Sizleri yazımızla baş başa bırakıyoruz.

Dijital kent nedir?

Literatürde, “Sürdürülebilir bir yaşam için teknolojinin kentlere uygulanma şekli.” Olarak geçiyor.

Akıllı yönetim, akıllı insanlar, akıllı yaşam, akıllı ulaşım, akıllı ekonomi, akıllı çevre gibi parametreler var. Bunlardan bir tanesi üzerine atılıp yapmaya çalışılırsa o kent, akıllı kent olma yolunda gidiyor demektir. Bunların her biri tabi ki çok geniş bir alanı kapsıyor. Örneğin akıllı çevre dediğimiz zaman ya da akıllı ekonomi dediğimiz zaman orada ki endüstriyel planlamanın veya tarımsal üretimin planlanması gerekiyor yani kentlerin hepsi endüstriyel bir kent olacak diye bir kural yok, tarım kenti de olabilir. Avrupa da mesela tarım ve hayvancılık üzerine kentler var ama bizim anladığımız sanki kentleşme tamamen endüstriye dayalı ve büyük sanayi kuruluşları vs. bu tabi beraberinde birçok problemi de getiriyor yani çevre kirliliği, o yoğun nüfusu toplumun kaldıramaması gibi ve aslında birazda sosyolojik boyutları var. Toplumun o normatif yapısının bozulması, gelenek ve modernliğin karışması, ara formların ortaya çıkması gibi.

Akıllı kente normal klasik tanımı içerisinden bakıldığında bir bilim kurgu filmi görüyoruz. Bence bunlar güzel şeyler tabi ki mesela ekonomik alan olarak kendini sürdürebilmesi, çevresel olarak o doğadaki optimum dengeyi sağlayabilmesi örneğin bu akıllı kentin bir öncesi akıllı evlerdir mesela enerjiyi optimum kullanması güneş enerjisinden yararlanması, atık suları ve yağmur sularını sebze yetiştirmekte kullanabilmesi gibi, aslında doğadan aldığı bütün özellikleri en optimum ve uzun sürede sürdürülebilir şekilde bir ömür kullanma üzerine kurulu bir dünyadan bahsediyorum. Hatta bununla ilgili izlediğim bir belgeselde çok ilgimi çeken bir sistem vardı.  Restoranlarda atık yağları topluyorlardı ve bir işlemden geçtikten sonra yakıt olarak kullanıyorlardı mesela tarımsal traktörlere falan mazot yerine onu kullanıyorlardı. Bunun geri dönüşüm açısından çok güzel ve önemli bir şey olduğunu düşünüyorum.

Akıllı kentlerin şöyle bir özelliği de var, toplumsal alan çok dijitale döndü, bütün hizmetler artık dijital şekilde verilmeye başlandı. En basit örneği bir su faturası yatırmandan, herhangi bir belediye hizmetini almak için yapman gereken başvuruya kadar yani bu bilişim teknolojileri sayesinde tamamen toplumsal alanı aslında bir anlamda akıl merkezli bir şekilde planlıyorsun, örgütlüyorsun. Artık fatura yatırmakla vakit kaybetmek zorunda değilsin telefon üzerinden hemen yatırabiliyorsun veya randevu alacaksın orada saatlerce beklemek zorunda değilsin gününe saatine kadar randevusunu alabiliyorsun. Hatta Avrupa da bazı yerlerde dijital ağ üzerinden oy kullanıyorlar, nüfus sayımı yapıyorlar. Toplumsal yaşamda referandum benzeri yoklamalar yapılsa çok yararlı olacağını düşünüyorum mesela belediyeler kentsel mekânla ilgili tasarrufta bulunabilir örneğin bir çocuk parkı yapılacak bunu orada yaşayan insanlara daha iyi hizmet olması açısından dijital olarak sorabilir.

Dijital kentlerin zamansal gelişimi nasıl oldu?

2. Dünya savaşı ve sonrasındaki yaşanan gelişmelerle başladı. Askeri alanda bütün gelişmeler 2. Dünya savaşında başlar. Askeri alanda pek çok şey denenmiştir, füzeler ve bilişim bilgisayar sistemleri gibi, bunlara baktığımız zaman aslında o dönemde sosyolojide sibernetik teori denilen bir teoride var yani toplumu teknoloji üzerinden teorik bir çerçevede açıklamaya çalışan teorilerden bahsediyorum. Daha sonra dijital yaşam gittikçe arttı. Bilişim denilen bir şey ortaya çıktı, bilgisayar teknolojileriyle iletişim alanı bütünleşmiş oldu özellikle 1980 ve sonrası dönemde küreselleşmeyle bunlar iç içe denklemlendi ve toplumun her alanını şekillendirmeye başladı. Bizim bugün gündelik hayatımızın birçok kısmı bu teknolojiler üzerinden şekilleniyor. Bu aynı zamanda kapitalizmin zamansal örgütlenmesiyle de alakalı mesela bir kır yaşamındaki zamanın döngüsüyle kent yaşamı aynı değil, kentin başka bir zaman döngüsü var ve bunun içerisinde yaşıyorsun yani sabah işe gidiyorsun, belli bir saati doldurduktan sonra koşturarak metroya, marmaraya, otobüse vs. biniyorsun eve gidiyorsun şehrin böyle bir ritmi var. Burada bütün akıllı, kentsel sistemler yaşamı kolaylaştıracak ve sana zaman kazandıracak ürünler olarak düşünülebilir mesela fırında yemeğin var internet üzerinden evle diyalog kuruyorsun ve sen yoldayken yemek pişmeye başlıyor ya da ısıtıcıyı çalıştırıyorsun eve geldiğinde evi sıcak buluyorsun. Bu teknolojik yeniliklerin gündelik hayatta çok işlevsel güzel tarafları var, bize bu tarz kolaylıklar sağlıyor.

Dijital kentlerin insan benliğine, kimliğine etkisi nelerdir?

Buraya kadar dijital kentlerle alakalı hep olumlu şeylere değindik burada ben biraz olumsuz taraflarından da bahsetmek istiyorum. Teknoloji hayatı kolaylaştırıyor tabi ki fakat bunun yanında bir takım dezavantajları da var çünkü yaşamın içerisinde insanların çalışma mekanları kol gücüne dayalı bir süreç olmadığı için herkes hizmet sektöründe, plazalarda, eğitim kurumlarında vs. bir şekilde çalışıyor. Bu yapı içerisinde zaten diğer insanlarla iletişim minimum düzeyde yani çalıştığı yer verimlilik esasına dayalı bir kurum ve onun içerisinde sosyalleşme imkanları çok az hatta sistem tamamen sosyalizasyonu yıkmak üzerine kurulu çünkü bir kapitalist sistem var orada bir rekabet var bu nedenle o insanlarla bir dostluk ahbaplık kurmak pek mümkün değil. Artık herkesle bir rekabet halindesin ve onu geçmen lazım.  Burada duygusal bir ilişki ortaya koyduğun zaman, kimlik anlamında benlik yapısı olarak yıpranmaya daha elverişli bir insan haline geliyorsun yani suiistimal edilebilirsin ya da kötü bir şekilde komploya kurban gidebilirsin onun için ağzından çıkan her kelimeye dikkat eden, otokontrolü gelişmiş bir birey ortaya çıkmaya başlıyor. İnsanlarla arana sistematik bir yalıtım kuruyorsun bunun çokta basit bir nedeni var, kendini koruma mekanizması.

 Aile ilişkilerine bakacak olursak insanların birçoğu evlilikten uzaklaşmış durumdalar ya da evlilik artık çekirdek aileye dönmüştür hatta artık çekirdek ailenin tanımı bile değiyor. Çekirdek aile normalde anne, baba çocuk ya da çocuklardan oluşuyorken, postmodern kültürde neredeyse çocuğun bile olmadığı aile yapısına dönüşüyor. Bu tabi ki herkesin kendi tercihidir. Şimdi böyle bir aile yapısını düşünün veya çocuğu da olsa fark etmez ne oluyor dijital teknolojinin içerisinde yalıtılmış bir şekilde evde herkes kendi tarafına çekiliyor en basiti televizyona yöneliyorlar yani o geleneksel toplumda gördüğümüz sıcaklığı, yakın ilişkileri, birincil ilişkileri burada artık görememeye başlıyoruz. Bu da insan için yıpratıcı bir süreç çünkü kişinin benlik algısı her zaman için bir diğeri üzerinden gerçekleşir. Biz kendi benliğimizi ve kimliğimizi her zaman için diğerinden ya farklılaşarak ya da onla benzeştiğimiz yönler üzerinden kurarız yani bu anlamda biz başka bir kişiye muhtacız. Bu dijital kentler, akıllı kentler bütün bu söylenen şeylerin aslında altında yatan diğer tarafı ise bu fütüristlik tasarımın içerisinde gittikçe birbirinden yalıtılmış bir yaşam alanları oluşuyor, insanlar onun içerisinde robotik bir şekilde yaşamaya başlıyor. 

Dijital kentler kültürümüzü nasıl etkiliyor?

Bu sistem tüketim toplumuyla çok yakından ilişkili olduğu için her şeyin görselleştiği bir evren ortaya çıkıyor. Burada artık bir yazılı kültür söz konusu değil, görsel kültürün içerisinde ise kültürel yaşamdaki her şey görselleşebildiği zaman anlamlı ve manalı oluyor. Görselleştiremediğimiz şeyler unutulmaya mahkûmdur. Bu nedenle kültürel alan da yeniden şekilleniyor, yeni bir kültür alanı yaratıyorsun, tamamen dijital ağlarla ilgili olarak bir “teknokültür” denilen şey ortaya çıkıyor. Yaşam giderek görselleşiyor bu kent tasarımında da böyledir mesela billboardlar, trafik ışıkları, reklamlar bütün bu akış, sürekli gösteri teması bizi etkiliyor ve tüketime doğru yönlendiriyor. Artık otantik bir takım kültürel özelliklerin, geleneksel öğelerin dijital çağda inatla sürdürülebilmesi pek de mümkün değil.

Dijital kentler sosyal toplum kavramını nasıl etkiliyor?

Ben hala birebir etkileşimin çok daha etkili olduğunu düşünüyorum. Onun yerini hiçbir dijital teknoloji tutamaz çünkü dijital teknolojinin sağladığı şeylerden biriside yükümlülük duygusunu üstünden atmaktır. Gündelik yaşantında insanları anında hayatından çıkartamazsın bunun bir bedeli vardır, insan bu bilinçle zaten sosyalleşir. Hâlbuki bu sistemler sana şu konforu sağlıyor, sorgusuz sualsiz bir anda bir insanı hayatından çıkartabilirsin. Onunla bütün yaşanmışlığını vs. bir kenara atabilirsin, hatta kimi zaman çok ironik bir şey gerçek hayatta pek bir etkileşime, iletişime girmeyip hep buralardan konuşursan gerçek bir iletişim kuruyorum zannedebilirsin sonra yan yana geldiğin zaman kendine o inanın sevgili, ahbap vs. için çokta uygun olmadığını anlarsın çünkü dijital ağlarda olduğun insanla, gerçekte yan yana olduğun insan aynı değil aslında ve genelde de böyle olur. Dijital ağlarda manipülatif bir sürecin içerisine de giriyorsun yani en doğru ve şık halini vermeye çalışıyorsun buda gittikçe biraz plastik ilişkilerin önünü açıyor.

Dijital kentlerin ya da akıllı kentlerin çok yararlı tarafları var, hayatımızı dönüştürüyor, gündelik yaşamımızı kolaylaştırıyor, doğada ki kirliliği azaltıyor. Öbür taraftan toplumsal alana baktığımızda, insan ilişkilerinde kopukluk, kapitalist sistemin insan üzerinde ki baskıları, aile yaşamının şekil değiştirmesi gibi birçok etkenle de karşılaşıyoruz.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s